SON DAKİKA

SAĞLIK

Yalnızlık Ömrü Kısaltıyor: Sağlıklı Yıllar Elden Gidiyor

Yalnız hisseden bir kişi, çevresinde insanlar olsa bile kendini kalabalıkların ortasında tek başına bulabiliyor. Bu duygunun bedeli ise yıllarla ölçülüyor. Nature Communications dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir çalışma, yalnızlık ve sosyal izolasyonun insan ömrünü yalnızca duygusal olarak değil, fiziksel ve ruhsal sağlık üzerinden de ciddi biçimde kısalttığını gösterdi. Araştırmaya göre, yalnızlık ile sosyal izolasyonu birlikte deneyimleyenlerin sağlıklı geçirdiği yıllar, akranlarına kıyasla önemli ölçüde azalıyor. Bu kayıp, kadınlarda ve erkeklerde farklı büyüklüklerde kendini gösteriyor.

Çalışmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, kaybın ruhsal sağlık tarafında çok daha büyük olması. Fiziksel hastalıklardan uzak geçirilen süre, hem yalnızlık hem de sosyal izolasyon yaşayan kadınlarda ortalama 2,4 yıl, erkeklerde ise 1,7 yıl kısalıyor. Ancak iş ruhsal sağlığa geldiğinde tablo ağırlaşıyor: Kadınlar ruhsal hastalıklardan uzak yaklaşık 3,7 yıl, erkekler ise 5,8 yıl kaybediyor. Bu veriler, yalnızlığın sadece “moral bozukluğu” değil, doğrudan bir halk sağlığı meselesi olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmanın kapsamı da sonuçları güçlendiriyor. Birleşik Krallık’ta yürütülen uzun süreli sağlık çalışması UK Biobank kapsamında 40-69 yaş aralığındaki 277 binden fazla katılımcının verileri incelendi. Bu kişilerin başlangıçta diyabet, kalp hastalığı, akciğer hastalığı, demans, kanser, depresyon ve anksiyete olmak üzere yedi önemli sağlık sorunundan hiçbirine sahip olmadığı doğrulandı. Katılımcıların 50 yaşından itibaren fiziksel ve ruhsal hastalıklardan uzak kaç yıl yaşayabildiği değerlendirildi. Yalnızlık ile sosyal izolasyonun bu süre üzerindeki etkisi, bu veriler üzerinden hesaplandı.

Araştırmada yalnızlık ile sosyal izolasyonun birbirinden farklı durumlar olduğu özellikle vurgulandı. Sosyal izolasyon, bir kişinin ilişkilerinin ve başkalarıyla kurduğu temasın sınırlı kalması anlamına geliyor. Yalnızlık ise kişinin anlamlı bir bağ kuramadığını hissetmesiyle beliren olumsuz bir duygu olarak tanımlanıyor. Bu ayrım kritik: Bir kişi sosyal açıdan izole olsa bile, sahip olduğu ilişkilerden yeterli doyumu alıyorsa kendisini yalnız hissetmeyebiliyor. Yani sorun, çevredeki insan sayısından çok, kurulan bağın niteliğiyle ilgili.

Cinsiyetler arasındaki farka dikkat çeken araştırmanın kıdemli yazarı ve Tulane Üniversitesi Halk Sağlığı ve Tropikal Tıp Fakültesi öğretim üyesi Dr. Lu Qi, sosyal izolasyon ve yalnızlığın hastalıksız yaşam beklentisi üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu söyledi. Qi, “Araştırmamız, erkeklerin yalnızlıktan daha fazla etkilendiğini ortaya koydu” diyerek, kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığını ve bazı hastalıklarda cinsiyet avantajları bulunduğunu da ekledi. Bu ifadeler, kaybın neden erkeklerde ruhsal sağlık tarafında daha yüksek çıktığına dair önemli bir ipucu sunuyor.

Çalışma, beslenme, egzersiz, uyku düzeni ve sigara kullanmama gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının, sosyal izolasyonun yarattığı etkileri ne ölçüde değiştirdiğini de mercek altına aldı. Sağlıklı alışkanlıklara sahip olmak, yalnızlığın yarattığı riski bir miktar hafifletse de tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu da sosyal bağların, diğer yaşam tarzı faktörlerinden bağımsız bir koruyucu etkisi olduğunu gösteriyor. Yalnızlık ve izolasyonla mücadelede, bireysel sağlık önlemlerinin yanı sıra sosyal ilişkilerin güçlendirilmesinin de tıbbi bir gereklilik haline geldiği anlaşılıyor.

İlgili Makaleler