1 Eylül 2026’dan bu yana kamu hastanelerinde çalışan hekimler, mesleki uzmanlıklarıyla ilgisi olmayan bir sorumluluğu sırtlarında taşıyor. MEDULA sistemi üzerinden yapılan düzenlemeyle tıbbi işlemlere ait kayıtları kendi elektronik imzalarıyla kontrol etmeleri ve onaylamaları istenen doktorlar, mesailerinin önemli bir bölümünü hasta bakmaya ayırmak yerine ekran başında geçirmek zorunda kalıyor. Bu durum, sağlık hizmetinin sunumunda aksamalara yol açma riski taşıyor. Türk Tabipleri Birliği, hekimlerin maruz kaldığı bu ek yükü gündeme taşımak amacıyla harekete geçti.
TTB, konuya ilişkin olarak Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na yazı gönderdi. Birlik, 22 Eylül 2026 tarihli yazılarda, uygulamanın başlangıç tarihi olan 1 Eylül’den bu yana ortaya çıkan sorunları ayrıntılı biçimde sıraladı. Yazıda, hekimlerden tıbbi işlemlere dair kayıtları şahsi elektronik imzalarıyla denetlemelerinin beklendiği kaydedildi. Tabip odalarına ulaşan başvurular ise tablonun daha da karmaşık olduğunu ortaya koydu.
Bu başvurularda, hatalı, eksik ya da mükerrer kayıtların saptanması halinde hekimlerin ret işlemi yapmaması, bunun yerine durumu hastanelerin bilgi işlem birimlerine bildirmesi yönünde sözlü talimatlar verildiği öne sürüldü. Bu talimatlar, hekimlerin üzerindeki idari yükü bir kat daha artırıyor. TTB, yazısında hekimlerin asli görev ve sorumluluğunun “hastaların teşhis, tedavi ve takip süreçlerini mesleki etik, bilgi ve bilimsel gerekler doğrultusunda yürütmek” olduğunu hatırlattı. Bu görev tanımının dışına çıkılmasının, hem hekimler hem de hastalar açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.
Faturalandırma, dönem sonlandırma, idari ve mali kontrol ile bu işlere bağlı teknik veri süreçlerinin, sağlık hizmeti sunumundan ayrı bir uzmanlık alanı oluşturduğu belirtildi. Birlik, uzmanlık alanlarının dışında kalan bir işte hekimlerin yüzlerce kaydı sırayla inceleyip onaylamak durumunda kaldığını, bunun hasta bakımına ayrılacak zamanı ve emeği daralttığını ifade etti. Bu durumun sağlık hizmetinin niteliğine ve sürekliliğine zarar verebileceği belirtildi. TTB, uygulamanın hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı yönlerinin bulunduğunu savundu.
Birlik, Sağlık Bakanlığı ve SGK’dan düzenlemenin gözden geçirilmesini ve uygulamanın sonlandırılmasını talep etti. Yazıda, hekimlerde ve hastalarda doğabilecek olası mağduriyetlerin de değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. TTB’nin çağrısı, kamu sağlık kurumlarında görev yapan hekimlerin günlük çalışma düzenini doğrudan etkileyen bir düzenlemeye ilişkin ilk resmi itirazlardan biri olarak öne çıktı.
Hekimlerin mesai saatleri içinde hasta muayenesine ayırması gereken sürenin, idari işlemlerle daralması, sağlık hizmetlerinin kalitesine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. TTB’nin başvurusu, bu tartışmanın merkezine hekim emeğinin korunması gerekliliğini yerleştiriyor. Birlik, mesleki sorumlulukların sınırlarının net biçimde çizilmesi ve hekimlerin asli işlerine odaklanabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini savunuyor.




