Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in son açıklamaları, kamuoyunda yeni yol haritasının şekillenmeye başlamasıyla birlikte iş dünyasının en çok takip ettiği gelişmelerin başında geliyor. Kamu kesiminde uygulamaya konulan tasarruf önlemleri ve vergi politikalarındaki köklü değişiklikler, başta büyük ölçekli işletmelerin üst düzey yöneticileri olmak üzere tüm piyasa aktörlerinin gündeminde. Bakan Şimşek’in denetim süreçlerinde yeni bir dönemin başladığına dair verdiği sinyaller, küçük ve orta boy işletmelerin bu gelişmelerden nasıl etkileneceği sorusunu da beraberinde getiriyor; uzmanlar bu durumun KOBİ’ler için dolaylı sonuçlar doğurabileceği görüşünde.
Orta Vadeli Program’ın 2027-2029 diliminde yalnızca büyük makro hedefler değil, uygulamadaki ince ayrıntılar da yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Programın duyurulmasının ardından düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Şimşek, tasarruf genelgesi kapsamında bugüne dek sağlanan kaynak korumasının 484 milyar lira seviyesine ulaştığını kamuoyuyla paylaştı. Bu tutarın, altı farklı bakanlığın toplam harcamasını geride bıraktığını belirten Şimşek, uygulanan politikaların hiçbir sapma olmadan hayata geçirileceği mesajını verdi.
Programın en fazla dikkat çeken tarafı ise vergi alanında yaşanan yaklaşım değişikliği oldu. Denetim faaliyetlerinin odağının artık daha büyük ölçekli kurumlara kaydırıldığını aktaran Bakan, bu firmalara yönelik kontrol oranlarının önceki döneme oranla yaklaşık üç kat artırıldığını belirtti. Şimşek, bu stratejik hamlenin vergi tabanını genişletme amacı taşıdığını ve mükellefler arasında adil bir dağılım sağlamayı hedeflediğini vurgularken; bu düzenlemeyle birlikte küçük işletmelerin denetim yükünün hafiflemesinin beklendiğini de sözlerine ekledi.
Tasarruf tedbirlerinin yatırım harcamalarından kısılarak yapıldığına dair gelen eleştirileri de yanıtlayan Şimşek, kamu yatırımları için 2027 bütçesinde ayrılan kaynağın geçen yılın altına inmediğini ifade etti. Yatırım projelerinin hızlandırılması için tahsis edilecek ek ödenekler hesaba katıldığında, kamu eliyle gerçekleştirilen sabit sermaye yatırımlarının ulusal gelir içindeki payının yüzde 1,8 düzeyine erişeceğini öngördüklerini belirtti. Bu kapsamda öngörülen kaynakların, plan dönemi boyunca iktisadi büyümenin itici güçlerinden olması hedefleniyor.
Bakan Şimşek, mevcut tasarruf programının geçmiş dönem uygulamalarından belirgin biçimde ayrıldığını dile getirdi. Ona göre fark, bu kez sürecin kurumsal bir temele oturtulmuş olmasından kaynaklanıyor. Kurulan izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım altyapısı, genelgenin yalnızca kağıt üzerinde kalan bir niyet olmaktan çıkmasını sağlayan en önemli unsur. Bakan, bu kurumsal mekanizmaların tasarruf hedeflerine ulaşmada kendilerine güç verdiğini vurguladı.
Kamu giderlerinin bütçe içindeki dağılımında yaşanan değişime değinen Şimşek, genelgenin yürürlüğe girdiği dönemden önceki on yıllık zaman diliminde belirli harcama kalemlerinin milli gelire oranının ortalama yüzde 4,6 olduğunu aktardı. Bu oranın 2025 yılının son çeyreği itibarıyla yüzde 2,9 seviyesine indiğini kaydeden Bakan, 2026 yılında da benzer bir tablonun devam edeceğini düşündüğünü ifade etti. Araç filosu, enerji tüketimi ve haberleşme giderlerine yönelik sıkı kontrolün aralıksız süreceğini anlatan Şimşek, kiralık taşıtların sözleşme sürelerinin sona ermesi halinde yeni araç kiralamak yerine mevcut filonun daha verimli işletilmesini hedeflediklerini aktardı. Bakan, kamu maliyesinde disiplini sağlayacak bu uygulamaların programın kalan sürecinde de belirleyici olacağını, kurumların bu çerçeveye uyum sağlamasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Yetkililer, önümüzdeki aylarda atılacak adımların tasarruf hedeflerine ulaşmadaki başarıyı netleştireceğini belirtiyor.





