Hatay’ın Hassa ilçesinde yaşayan Aysel Pak, depremin yıkıma uğrattığı bölgede ayakta kalmayı başaran bir müstakil evde oturuyor ve onun korkusu kendi evinden değil, hemen yanı başındaki 8 katlı binadan geliyor. O günleri anlatırken sesi titreyen Pak, depremi bu binanın dibinde yaşadığını söylüyor; evinin binaya bakan çıkışından moloz yığınlarına doğru koştuğunu hatırlıyor ve o korkunun ardından evine ikinci bir kapı açtırdığını, yeni bir çıkış yaptırdığını dile getiriyor.
Pak’ın endişesi yalnız değil, çünkü Girne Mahallesi’nde bulunan ve üç bloktan meydana gelen Yılmaz Apartmanı’nın A bloğu, 6 Şubat depremlerinde hasar gördü ve ekiplerin incelemelerinde bina iki kez ağır hasarlı olarak tespit edildi. Ancak müteahhidin hukuki itirazları sonrasında bu karar değişti, bina orta hasarlı statüsüne çevrildi ve güçlendirilmesine karar verildi. Bu karar, apartmanda dairesi bulunanların büyük bölümünü ikna etmedi; kolonlarda açığa çıkan demirler ve kirişlerdeki çatlaklar, sakinlerin gözünde hiçbir mühendislik raporundan daha güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. Binanın önünden geçenler bile tedirgin olurken, içinde yaşamak zorunda kalanlar ne yapacağını bilemiyor.
Mustafa Arğadal, apartmanda dairesi olan isimlerden biri olarak yaşanan süreci baştan sona anlatıyor; binanın depremde ağır hasar aldığını, itiraz üzerine yeniden incelendiğini ve yine ağır hasar kararı çıktığını belirtiyor. Ardından müteahhidin mahkemeye başvurduğunu ve bilirkişi raporunun hazırlandığını söylüyor; şu an binanın “güçlendirilmiş” sayıldığını ama çatlakların ortada durduğunu vurguluyor. Arğadal, tepkisini sert bir teklifle ortaya koyuyor ve bu binada oturmak isteyen biri varsa tapusunu vermeye hazır olduğunu söylüyor; yeter ki gelip güçlendirilmiş denilen binada otursunlar. Bu sözler, sakinlerin yapıya duyduğu güvensizliğin ne boyuta ulaştığını gösteriyor.
Hatice Arğadal da kolonları gördükten sonra yaşadığı korkuyu gizlemiyor; kesinlikle bu binada oturmak istemediğini, cesaret edemediğini anlatıyor. Ev sahibi komşularının da aynı fikirde olduğunu, binaya girmeye dahi korktuklarını ifade ediyor; onun için mesele artık bir mühendislik tartışması değil, her gün yaşanan bir güvenlik kaygısı. Apartman sakinlerinden İhsan Sevim ise sürecin ayrıntılarını aktarıyor; ekiplerin iki kez ağır hasar kararı verdiğini, bunun raporlara yansıdığını belirtiyor ve ardından bu kararın orta hasara döndürüldüğünü hatırlatıyor. Sitenin A, B ve C bloklarından oluştuğunu söyleyen Sevim, özellikle A blokta yaşayan komşuların binanın yıkılmasını istediğini dile getiriyor.
Aysel Pak ise yaşadığı zorluğu gündelik hayat üzerinden anlatıyor; gece uykularını uyuyamadıklarını, sabahları korkuyla uyandıklarını söylüyor ve yıllardır oturduğu evde artık huzur bulamıyor. Komşusunun iki kez ağır hasar alan binasına bakmak bile onu ürkütüyor. Bölgede deprem sonrası verilen hasar kararlarına yapılan itirazlar ve bu itirazların sonuçları, benzer durumdaki birçok apartman için emsal oluşturuyor; sakinler, güçlendirme çalışmalarının başlamasını beklerken aynı zamanda binanın yıkılması için de taleplerini sürdürüyor. Karar merciinden çıkacak yeni bir değerlendirme, apartmandaki ailelerin bundan sonraki yaşamını belirleyecek.





