Berlin’de yaşayan göçmen kökenli seçmenler için dün akşam sandıktan çıkan sonuç, yıllardır aşırı sağın yükselişini endişeyle izleyen bir kitleye nefes aldırdı. Kentin kozmopolit yapısında Sol Parti’nin elde ettiği başarı, özellikle genç seçmen ve göçmen kökenliler arasında karşılık buldu. Elif Eralp’in başbakan adayı olarak gösterilmesi, Türkiye’den de yakından izlenen bir gelişme oldu. Sandık sonuçları, Almanya genelindeki karamsar havaya rağmen Berlin’in farklı bir tercih yaptığını ortaya koydu.
Gazeteci Yücel Özdemir, sonuçları değerlendirirken Berlin’deki galibiyetin sıradan bir seçim başarısı olmadığını vurguladı. “Berlin aslında AfD’ye bir yanıttır, bir tepkidir ideolojik, siyasi olarak” diyen Özdemir, Sol Parti’ye üye olmayanların bile aşırı sağın yükselişine karşı bir cevap olarak bu partiyi tercih ettiğini belirtti. Özdemir’e göre bu tablo, Almanya’nın genelinde hâkim olan kasvetli atmosfere karşı önemli bir alternatif sundu.
Kamuoyu araştırmaları seçim öncesinde Sol Parti’yi önde gösteriyordu, ancak farkın bu kadar açılacağı tahmin edilmiyordu. Hristiyan Demokratlarla kafa kafaya bir yarış beklenirken, Sol Parti oyların dörtte birinin üzerine çıkarak dikkat çekici bir başarı elde etti. Hristiyan Demokratların Berlin’deki desteği ise yüzde 18 civarında kaldı. Bu sonuç, kentte net bir galibiyetin kapısını araladı ve iki parti arasındaki makas belirgin şekilde genişledi.
Seçim sonrası yapılan analizler, Sol Parti’ye yönelen seçmen profilini de ortaya koydu. Gençlik kitlesinin neredeyse yarısı bu partiye oy verdi; bu oran daha önce görülmemiş düzeydeydi. Özdemir, daha önce Sosyal Demokratlara ve Yeşillere oy veren kitlelerin de desteğini Sol Parti’ye kaydırdığını aktardı. Berlin’in 2 milyon 500 bin seçmeni bulunan kozmopolit yapısı, bu tercihin arkasındaki toplumsal dinamiği anlamak için önemli bir zemin oluşturuyor.
Almanya genelinde aşırı sağcı partinin eyaletlerde tek başına hükümet kurup kuramayacağı tartışmaları sürerken, Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern’deki seçim sonuçları endişe yaratmıştı. Berlin’deki zafer, bu yükselişin bir alternatifi olduğunu göstermesi bakımından umut verici bulunuyor. Özdemir, bu umudun kalıcı olması için seçim vaatlerinin ötesine geçilmesi gerektiğini söyledi. Solun güven kaybetmesi halinde kısa sürede güç yitirebileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle kazanılan başarının korunması, yalnızca seçim döneminde verilen sözlere değil, iktidar sürecinde izlenecek somut politikalara bağlı görünüyor.
Göçmen kökenli bir kadının kozmopolit bir kentte seçim kazanması, hem Alman hem de dünya kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Berlin’deki bu sonuç, aşırı sağın yükselişine karşı sol siyasetin hâlâ bir karşılık bulabildiğini gösteriyor. Seçmenin tercihi, yalnızca yerel bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda göçmen toplulukların siyasette daha görünür hale gelmesinin bir işareti olarak okunuyor.





