SON DAKİKA

KÜLTÜR & SANAT

Ayşe Şasa’nın Mektupları Kitap Oldu, Dostlukları Satırlarda Yaşıyor

Türk sinemasının ve düşünce dünyasının önemli isimlerinden Ayşe Şasa’yı yakından tanıyanlar için yeni bir kapı aralandı. Hayatının son dönemlerinde sağlık sorunları nedeniyle evinden pek çıkamayan Şasa, dış dünyayla bağlantısını uzun telefon görüşmeleri ve titizlikle kaleme aldığı mektuplarla sürdürüyordu. Onun bu özel yazışmaları, şimdi okurların karşısına çıkan kapsamlı bir kitapta bir araya getirildi. “Sana Anlatacak Fantastik Şeylerim Olacak” adını taşıyan eser, usta yazarın yalnızca bir iletişim biçimi olarak görmediği, edebi bir metin özeniyle yazdığı mektuplarından oluşuyor.

Şasa’nın vefatının ardından kişisel arşivi ve terekesi üzerinde yaklaşık iki yıldır süren titiz bir araştırma yürütüldü. Proje editörlüğünü Abdurrahman Badeci’nin üstlendiği bu derleme ve düzenleme çalışması sonucunda ortaya çıkan eser, Ketebe Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Kitapta Şasa’nın sinemadan edebiyata, tasavvuftan modernleşmeye kadar uzanan geniş düşünce ufku ve dostlukları ön plana çıkıyor. Mektuplar, onun manevi arayışını ve iç dünyasındaki kırılmaları anlamak isteyenlere önemli bir pencere açıyor.

Eser, Şasa’nın kurduğu renkli entelektüel çevreyi de gözler önüne seriyor. Sayfalar arasında Kemal Tahir’den Orhan Pamuk’a, Yavuz Turgul’dan Şerif Mardin’e, Yusuf Kaplan’dan Sadık Yalsızuçanlar’a kadar pek çok tanınmış isimle yapılan yazışmalara yer veriliyor. Bu yönüyle kitap, basit bir mektup koleksiyonu olmanın çok ötesine geçerek, bir dönemin fikir hayatına dair zengin bir panorama sunuyor. Şasa’nın bu metinlerdeki sanat, toplumsal hafıza ve insan psikolojisi üzerine değerlendirmeleri, eserin hacmini daha da derinleştiriyor.

Derlemenin en çarpıcı bölümlerinden biri, Şasa’nın hayatını kaybetmiş dostlarına yazdığı mektuplar. Usta yazar, vefatından tam 26 yıl sonra kaleme aldığı bir mektupta Kemal Tahir’e seslenme ihtiyacı hissetmiş. Ona hitaben, geriye dönüp baktığında kendisinde her zaman güçlü mistik temayüller bulduğunu anladığını ifade etmiş. Bu satırlar, Şasa’nın geçmişle kurduğu bağın ve manevi dünyasındaki derinlikli yolculuğun izlerini taşıyor.

Kitapta yer alan Orhan Pamuk’la yazışmalar ise iki entelektüelin dostluğuna dair farklı bir atmosfer sunuyor. Şasa, Pamuk’a gönderdiği mektupların sonuna, kendine özgü esprili ve özgüvenli tavrını yansıtan “Sofu, münzevi Ayşe Ablan…” ifadesini ekleyerek imza atıyor. Bu imza, onun hem mizahi yönünü hem de inanç dünyasına duyduğu bağlılığı aynı anda gösteren dikkat çekici bir ayrıntı olarak öne çıkıyor. Kendisine gönderilen bu mektuplara cevap veren Pamuk, yazılanları her zaman büyük bir zevkle ve daha çok merakla okuduğunu aktarıyor. Pamuk’un, Şasa’nın kendini evinde hissettiği konulara eşikten ya da pencereden bakma çabasını anlattığı satırlar da bu bölümde yer alıyor.

Ayşe Şasa’nın mektuplarına duyulan ilgi, onun internet öncesi dönemdeki iletişim alışkanlıklarını da yeniden hatırlatıyor. Yazar için bu yazışmalar yalnızca haberleşme değil, yalnızlığını paylaşmanın ve zihinsel üretimini aktarmanın bir yolu olmuş. Evinde geçirdiği uzun inziva süresince kaleme aldığı bu metinler, onun dostlarına duyduğu özlemi ve düşünsel enerjisini geleceğe taşıyor. Kitapta, “Muhterem Kemal Ağabey, bu noktadan sonra sana mektup yazmaya karar verdim” sözleriyle başlayan bölüm, okuyucuyu adeta o günlere götürüyor.

İlgili Makaleler