SON DAKİKA

KÜLTÜR & SANAT

Kayseri’de 36 yıldır bağlama yapan usta, yılın ahisi seçildi

Sivas’ın Gürün ilçesinde dünyaya gelen, çocukluğunu Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde geçiren Naci Kılıçkaya, müzikle tanışmasını ilkokul sıralarına kadar götürüyor. Kılıçkaya, ortaokulda müziğe Erdoğan Özer ile Hasan Yazıcı’nın yönlendirmesiyle başladı. İş eğitimi dersi öğretmeni Özer ve müzik öğretmeni Yazıcı’nın katkısıyla ilk kez mandolinde İstiklal Marşı’nı çalmayı öğrendi. 1964 yılında ilk bağlamasını yapan Kılıçkaya, o günden bu yana sazla olan bağını hiç koparmadı. Bugün 76 yaşında olan ve Kayseri’de 36 yıldır bağlama ustalığı yapan Kılıçkaya, mesleğini ahilik geleneğinin ilkeleriyle sürdürüyor.

Lise eğitimini tamamladıktan sonra 1971’de bir sınavı kazanıp Kayseri Yatılı Kız İlköğretmen Okulu’nda sınıf öğretmeni olarak çalışmaya başlayan Kılıçkaya, 1986’da Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesindeki dört yıllık eğitimini iki yılda bitirdi. 1990’da Milli Eğitim Bakanlığının branş öğretmenliği sınavını kazanan Kılıçkaya, kentteki farklı okullarda müzik öğretmeni olarak çalıştı ve 1997’de emekliye ayrıldı. Öğretmenlik yıllarında Gülük Mahallesi’nde 18 metrekarelik bir atölye kiralayıp bağlama üretimine girişti; aynı zamanda hasar gören müzik aletlerini onardı. Emekliliğinin ardından da bu işi bırakmadı ve kentin tanınan bağlama ustalarından biri oldu.

Kılıçkaya’nın meslekteki ısrarı bu yıl resmi bir karşılık buldu. Türkiye’de “yılın ahisi” seçilen usta, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımıyla Kırşehir’de düzenlenen 39. Ahilik Haftası kutlamalarında plaketini aldı. Ahilik kültürünü bir meslek ahlakı olarak benimseyen Kılıçkaya, işini hâlâ aynı ilkelerle sürdürüyor. Ona göre bu geleneğin temeli ailede atılıyor ve dürüstlük, sabır, kaliteli işçilikle şekilleniyor.

Müzik öğretmenliği yaptığı dönemde öğrencilerine Türk müzik kültürünü aktarmayı görev edindiğini söyleyen Kılıçkaya, “Bir sevda uyandı. Yapma, çalma ve kültürümüzü işleme sevdası” diyerek duygularını dile getirdi. Bu sevdanın kendisini saz yapımına yönelttiğini anlatan usta, eğitim hayatı boyunca vatanını, milletini ve bayrağını seven bir birey olarak yetiştiğini belirtti. Öğretmenlik yıllarında da bu değerleri öğrencilerine aşılamaya çalıştığını kaydetti.

Sanatını yaklaşık 18 metrekarelik bir alanda sürdüren Kılıçkaya, mekânın darlığının üretimi engellemediğini savunuyor. “Sanatın büyük alanı, dar alanı diye bir şey yoktur. Gönlümüz çok büyük” diyen usta, önemli olanın sanata yönelmek ve en iyisini yapmak için sabırla çalışmak olduğunu ifade etti. Bugüne kadar işini sabırla sürdürdüğünü, müşterilere olur olmaz iş teslim etmediğini söyleyen Kılıçkaya, beğenmediği bir işi söküp yeniden yaptığını anlattı.

Kılıçkaya, kendisi için önceliğin para kazanmak olmadığını, sanatı sanat olarak yapmayı hedeflediğini vurguladı. Masrafların elbette bulunduğunu, ancak kimseyi kandırmadan ve aşırıya kaçmadan emeğinin karşılığını aldığını belirten usta, müşterilerinin kendisini iyi tanıdığını, ne yapacağını bildikleri için pazarlık etmediklerini sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler