Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yüksek düzeyli haftası yaklaşırken dünya liderleri New York’ta bir araya gelmeye hazırlanıyor ve bu yıl 81’incisi düzenlenen Genel Kurul görüşmeleri 22 Eylül’de başlayacak. Küresel sorunların masaya yatırılacağı zirvede Türkiye’yi temsilen Başkan Recep Tayyip Erdoğan da yer alacak, Erdoğan’ın zirve kapsamında yürüteceği diplomasi trafiği hem bölgesel hem de küresel gündem açısından yoğun bir mesai anlamına geliyor.
Erdoğan, BM kürsüsüne bu yıl 16’ncı kez çıkacak ve Genel Kurul salonunda ilk gün dördüncü sırada söz alması öngörülüyor. Konuşmasının merkezinde İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü saldırılar yer alacak; Erdoğan’ın Gazze’de yaşanan insani dramı dünya kamuoyunun dikkatine sunması bekleniyor. Ayrıca Filistin’in bağımsız bir devlet olarak tanınması çağrısını yinelemesi ve İsrail’e karşı atılabilecek uluslararası adımları gündeme getirmesi öngörülüyor. Üye ülkelere, İsrail’in saldırılarına karşı ortak tavır alma yönünde çağrı yapması da beklentiler arasında.
Zirve maratonu yalnızca Genel Kurul konuşmasıyla sınırlı değil; Erdoğan’ın 23 Eylül’de BM Genel Sekreteri’nin ev sahipliğindeki İklim Etkinliği’nde de bir konuşma yapması bekleniyor. Bunun yanı sıra devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirecek ve bu temaslar, Türkiye’nin bölgesel ve küresel meselelerdeki pozisyonunu doğrudan iletmesi bakımından kritik bir işlev görüyor. Yoğun diplomasi takvimi, liderlerin bir araya geldiği bu haftada Türkiye’nin görünürlüğünü artıracak ve Ankara’nın mesajlarını geniş bir dinleyici kitlesine ulaştıracak.
Zirvenin en çok konuşulan başlıklarından biri de Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yapması beklenen görüşme; ABD ziyareti kapsamında gerçekleşmesi öngörülen buluşmada bölgesel gelişmeler ve Türkiye-ABD ilişkilerinin kritik başlıkları ele alınacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, iki lider arasındaki görüşmeye dair açıklamalarda bulundu ve Fidan, Trump’ın daha önceki ev sahipliğinden ve temaslardan etkilendiğini, iki ülke ilişkilerini daha iyiye taşıma yönünde istekli olduğunu söyledi. Var olan sorun alanlarının kaldırılması için çalışacaklarını ifade etti ve bu sözler, zirve öncesinde ikili ilişkilerde bir yumuşama beklentisini yansıtıyor.
Fidan, savunma sanayii alanındaki kısıtlamalara da değindi ve CAATSA yaptırımlarının özellikle Savunma Sanayii Başkanlığı için bir ayak bağı olduğunu dile getirdi. Bu yaptırımların kaldırılması için gayret gösterdiklerini aktardı; S-400 meselesinin çözümü yolunda yaratıcı fikirlerin bulunduğunu belirten Fidan, karşılıklı iyi niyetle çözüm yolları hayata geçirmeye çalıştıklarını kaybetti. Olumlu adımlar atacaklarını umut ettiğini sözlerine ekledi ve bu açıklamalar, iki başkent arasındaki temasların önümüzdeki günlerde nasıl şekilleneceğine dair önemli ipuçları sundu.
BM Genel Kurulu’nun bu yılki teması, “Güveni yeniden tesis etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç veren bir BM” olarak belirlendi. 193 üyeli BM’nin New York’taki merkezinde düzenlenen yüksek düzeyli haftaya 195 ülkeden üst düzey katılım sağlanması bekleniyor ve zirve, 22-28 Eylül tarihleri arasında sürecek. BM Genel Sekreteri Guterres’in açılış rolünü son kez üstleneceği bu yılki toplantılar, küresel yönetişim tartışmaları açısından da belirleyici bir zemin oluşturacak; Türkiye’nin bu zemindeki konumu, hem Gazze hem de savunma sanayii başlıklarında belirginleşecek.





