Yeni Zelanda, Batı Şeria’da yerleşimci saldırılarından etkilenen Filistinli ailelerin durumuna kayıtsız kalmadığını gösterdi. Dışişleri Bakanı Winston Peters, Filistinli mevkidaşı Varsen Aghabekian Shahin ile yaptığı görüşmede, artan yerleşimci şiddetinden duyduğu endişeyi dile getirdi. Görüşmenin ana gündem maddelerinden biri, bölgede giderek ağırlaşan insani tablo ve bu tablonun Filistinli aileler üzerinde yarattığı baskıydı. Görüşmede Gazze Şeridi’ndeki durum ve uluslararası toplumun barış planını ilerletmek için atabileceği adımlar da ele alındı. Yeni Zelanda tarafı, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına ve iki devletli çözüme verdiği desteği yineledi. Peters, görüşme sırasında uluslararası toplumun bu meselede daha görünür bir tutum alması gerektiğini de ifade etti.
Shahin, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Yeni Zelanda’nın Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına ve iki devletli çözüme verdiği desteği memnuniyetle karşıladığını belirtti. Filistinli bakan, bu desteğin bölgede adil ve kalıcı bir barış için umut verici bir adım olduğunu ifade etti. Shahin’e göre, uluslararası toplumun Filistin meselesine yönelik tutumu, sahada yaşananların seyrini doğrudan etkiliyor. Açıklamada, uluslararası toplumun Filistin meselesine yönelik tutumunun önemine vurgu yapıldı. Filistinli bakan, benzer açıklamaların somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Peters’ın bu görüşmesi, İsrailli mevkidaşı Gideon Saar ile yaptığı telefon görüşmesinin hemen ardından geldi. Peters, Saar ile görüşmesinde işgal altındaki Batı Şeria’da artan İsrail yerleşimci şiddeti ve yasa dışı yerleşimlerin genişlemesinden duyduğu endişeyi dile getirmişti. Bu görüşmede de bölgedeki gerilimin tırmanmasından kaynaklanan kaygılar gündeme taşındı. İki bakan arasındaki temas, Yeni Zelanda’nın hem İsrail hem de Filistin tarafıyla diyalog kanallarını açık tutma çabası olarak yorumlandı. Peters’ın art arda yaptığı bu görüşmeler, ülkesinin bölgedeki gelişmelere doğrudan angaje olma isteğini yansıtıyor.
Batı Şeria’da yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarına ilişkin uluslararası endişe her geçen gün artıyor. Birleşmiş Milletler, 2026 yılının başından bu yana 1.430’dan fazla yerleşimci saldırısı belgeledi. Bu saldırılar 260 Filistinli toplumu etkiledi. Yıkım ve tahliyelerle birlikte şiddet olayları, yaklaşık yarısı çocuk olmak üzere 3.800 Filistinlinin evini terk etmek zorunda kalmasına yol açtı. Kayıtlara geçen her bir saldırı, bölgede zaten kırılgan olan yaşam koşullarını daha da ağırlaştırıyor. Uluslararası kuruluşlar, verilerin gerçek tablonun yalnızca bir bölümünü yansıttığı uyarısında bulunuyor.
Filistin Kolonizasyon ve Duvar Direniş Komisyonu, ağustos ayında yasa dışı yerleşimcilerin Filistinlilere, topraklarına ve mallarına karşı 628 saldırı düzenlediğini açıkladı. Filistinli kaynaklara göre, Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı yerleşimlerde ve karakollarda yaklaşık 750.000 yerleşimci yaşıyor. Bu rakamlar, bölgedeki yerleşim faaliyetlerinin büyüklüğünü ve Filistinli topluluklar üzerindeki baskıyı gözler önüne seriyor. Yerleşimlerin genişlemesi, Filistinlilerin topraklarına erişimini ve geçim kaynaklarını giderek daha fazla kısıtlıyor.
Yerleşimci şiddeti, Filistinli ailelerin günlük yaşamını derinden etkiliyor. Saldırılar nedeniyle pek çok aile tarım arazilerine erişemiyor, çocuklar okula giderken güvenlik endişesi yaşıyor. Bölgedeki insani durum, uluslararası kuruluşların raporlarına da yansıyor. Filistinli yetkililer, uluslararası toplumun somut adımlar atması gerektiğini savunuyor. Yetkililere göre, açıklamalarla sınırlı kalan tepkiler sahada kalıcı bir değişim yaratmıyor.
Yeni Zelanda’nın açıklamaları, bölgedeki barış çabalarına uluslararası destek arayışının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Filistinli yetkililer, iki devletli çözümün hayata geçmesi için daha fazla ülkenin benzer tutum alması gerektiğini vurguluyor. İsrail tarafı ise güvenlik kaygılarını öne sürerek yerleşim faaliyetlerini savunuyor. Taraflar arasındaki görüş ayrılıkları, bölgede kalıcı bir çözüm umudunu gölgeliyor. Diplomatik temaslar sürse de sahada yaşanan şiddet, barış arayışlarını her geçen gün daha da zorlaştırıyor.





