Eskişehir’de yaşayan bir üniversite öğrencisi olan Elif, 2 Eylül akşamı Porsuk Çayı kıyısında yürürken bir tiyatro oyununun afişiyle karşılaştı. Normalde bu tür etkinliklere bilet bulmanın zor olduğunu düşünen Elif, festival kapsamında sahnelenen oyunların herkesin erişimine açık olduğunu öğrendiğinde şaşkınlığını gizleyemedi. Kentin dört bir yanına yayılan etkinlikler, bir hafta boyunca Eskişeirlilerin gündelik yaşamına sanatı soktu. Bu yıl ilk kez düzenlenen Porsuk Festivali, yaklaşık 100 bin kişiyi sanatla buluşturdu.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, “2026 Eskişehir Yılı” kapsamında hayata geçirilen festival, Murat Danacı’nın direktörlüğünde düzenlendi. Porsuk Çayı çevresinden başlayarak tüm şehre yayılan program, dört güne uzanan bir maraton halinde kurgulandı. Festival yönetimi, bu etkinliği sınırların ötesine geçen, yıllar boyunca yaşayacak bir kültür markası haline getirmeyi amaçlıyor. Kentin “öğrenci şehri” kimliğine uygun biçimde, sanatın farklı disiplinleri bir arada sunuldu.
Festivalin en dikkat çeken yanlarından biri, tiyatro programının zenginliği oldu. Craft Tiyatro’nun “Dalgakıran”, Bahçe Galata’nın “Nora 2”, Luminart’ın “En İyi İkinci” ve Artalan Kolektif’in “Yıldız” oyunları sahnelendi. Tiyatro Suare ve Kim Tiyatro Ekibi interaktif doğaçlama gösterileriyle izleyiciyle buluştu. Murat Atak’ın müzikli anlatısı “Porsuktan Akan Yunus” da festival takviminde yer aldı. Ulusal ve uluslararası folklor ekiplerinin gösterileri ile “Khatun” adlı dans gösterisi de seyirciden ilgi gördü. Sahne alan oyunlar, kentin farklı noktalarındaki mekânlara dağıtılarak izleyicinin festival boyunca şehrin içinde dolaşması teşvik edildi. Böylece tiyatro, kapalı salonların dışına çıkarak kentin gündelik akışına karıştı.
Sinema tutkunları için ayrı bir bölüm ayrıldı: Nehir Sineması. Bu bölümde “Bildiğin Gibi Değil”, “Aile Arasında” ve “Neşeli Günler” filmleri gösterildi. Gösterimlerin çay kıyısına yakın noktalarda yapılması, izleyicilere hem film hem de nehir manzarasını bir arada sunan bir deneyim sağladı. Müzikten sergilere, atölyelerden söyleşilere ve spora kadar uzanan etkinlikler, dört gün boyunca kentin farklı noktalarında devam etti. Festivalde konserler kadar diğer disiplinlere de değer verilmesi, etkinliğin kapsayıcı yapısını ortaya koydu. Atölyelere katılanlar, sanatçılarla doğrudan iletişim kurma fırsatı buldu; söyleşilerde ise izleyiciler yapıtların arka planını dinleme şansı elde etti.
Festivale 21 ülkeden 136 sanatçı katıldı. Bu uluslararası katılım, etkinliğin yalnızca yerel bir organizasyon olarak kalmayıp sınırları aşan bir nitelik taşıdığını gösteriyor. Eskişehir’in tarihi ve kültürel dokusuna uygun biçimde kurgulanan program, kent sakinlerinin yanı sıra çevre illerden gelen ziyaretçileri de ağırladı. Porsuk Çayı kıyısındaki etkinlik alanları, gün boyu sanatseverlerle doldu. Farklı ülkelerden gelen sanatçıların performansları, kentte yaşayanların farklı kültürlerle tanışmasına aracılık etti; festival bu yönüyle hem sanatsal hem de toplumsal bir buluşma işlevi gördü.
Eskişehir, “Devrim” arabalarının ana yurdu ve öğrenci şehri olarak biliniyor. Bu kimliğe sanat festivali eklenmesi, kentin kültürel hayatına yeni bir soluk getirdi. Festivalin ilk yılında yaklaşık 100 bin kişiye ulaşması, organizasyonun geniş bir kitleye hitap ettiğini gösteriyor. Yerel yönetimin ev sahipliğinde düzenlenen etkinlik, sanatın kentin sokaklarına, parklarına ve çay kıyılarına taşınmasını sağladı. Elif gibi kentte yaşayan gençler için festival, sanatı ulaşılabilir kılan bir deneyim olarak hafızalarda yer etti. İlk yılın ardından organizasyonun nasıl bir miras bırakacağı ise önümüzdeki yıllarda netleşecek.





